2/10/2006

gelincikler

gelincikler tek tek gorundu mu cayirlarda
isi is kasabanin
su yuzlu cocugun isi is
bir de poyraza dondu mu hava
baslar masmavi damarlar fiskirmaya yanaklarindan
faytonlarin turuncu tekerlekleri
yansir gaz tenekeleriyle cevrili bahcelerde
asili camasirlarindan bir tutam civit kokusu alip gider
gelincikler tek tek gorundu mu cayirlarda.

saat onikilerde
postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi
durmadan bakar
ki o mektuplar nereye giderse gitsin
oylesine uzundur ki kasaba
gelinciklerden bukulmus bir ibrisim gibi
gidip gelen mektup zarflariyla tarif edilebilir ancak
iclerinde kar serpintisi
iclerinde bozkir
iclerinde herkesin bir guneyi olan
ve marangozlar upuzun kayiklar yaparlar bunun icin
kesersiz, civisiz, elsiz
sadece ruhlarindan
o kayiklari icinde domates dogranan bir aksamustunde yuzdururler
canlanir suya degince hemen
bordalarindaki nakislar
bir derya gulu alip basini gider.

yeter ki gorunsun gelincikler
once tek tek gorunsun sonra topluca
usta bir dogramaci gibi kirmizilar dograr kasaba
gelincikler indi mi cayirlardan
su bardaklarina, berber dukkanlarina girdi mi
duvarlara sicimle tutturulmus siselere
girdi mi bir kere
-aynalari bogacak neredeyse
-tasliklari basacak sel gibi
o zaman...
tam o zaman
marangozlar mis gibi rakilar icerek kayiklarinda
konustukca binlerce kayik
konustukca binlerce kopuk, binlerce kiyi olurlar
ve nedense bir vapur bizi alip goturecekmis gibi bakariz bir-
birimize
unuturuz sonra alip basini gitmeyi de
yeter ki iki dudak arasina konsun gelincikler
ipince bir isliga yerlestirilsin
turkuler suzsun tuveyclerinden
kahveler eski renklerine boyanir yeniden
biralar cig isikta bile parlak
yikanir tertemiz oluncaya kadar yasamak.

gercekte bir sevinc, bir mutluluk yok degildir yureklerimizde
sevgiler umutlar yok degildir
oyleyse neden cabuk kuseriz birbirimize
cabuk ofkeleniriz
durup durup boyle huzunlenmemiz neden
anlamiyoruz da ondan mi yoksa
bir butun oldugunu mutlulugun
umudun bir butun oldugunu
seziyor muyuz yalnizca
baktikca gelincik tarlalarina uzaktan
oyle bir arada guzel
yasamanin lezzetini
kanimizi tutusturdukca gun gunden
bugusunu saldikca
bir tutun dumani gibi yaktikca genzimizi.

Edip Cansever
( "sonrasi kalir" )

Hiç yorum yok: