2/10/2006

gul kokuyorsun

gul kokuyorsun bir de
amansiz, acimasiz kokuyorsun
gittikce daha keskin kokuyorsun, daha yogun
dayanilmaz birsey oluyorsun, biliyorsun
hircin kircin, pembe pembe
ofkeli ofkeli gul
gul kokuyorsun nefes nefese.

gul kokuyorsun, amansiz kokuyorsun
ve aci ve yigit ve nasil gerekiyorsa oyle
sen koktukca dusumde goruyorum onu
dusumde, yani her yerde
yuzu sararmis, titriyor dudaklari
sakaklari ter icinde
tam alninin altinda masmavi iki ates
iki su
iki deniz bazan
bazan iki damla yaz yagmuru
mermerini emerek daglarinin
siirler soyluyor gene
olumunden bu yana yazdigi siirler
kizaraktan birtakim siirlere
buyuk sular buyuk gemileri sever cunku
ve odur ki buyukluk
siir insanin icinden dopdolu bir hayat gibi gecerse
o zaman olunce de siirler yazar insan
olunce de yazdiklarini okutur elbet
ve senin boyle amansiz gul koktugun gibi
yasamanin herbir yerinde.

gul kokuyorsun, amansiz kokuyorsun
bu koku dunyayi tutacak nerdeyse
gul, gul! diye bagiracak cocuklar butun
herkes, hep bir agizdan: gul!
ve herseyin ustune bir gul islenecek
saclarin, alinlarin, goguslerin ustune
yureklerin ustune
bembeyaz kemiklerin
mezarsiz olulerin ustune
kurumus gozyaslarinin
titreyen kirpiklerin ustune
kenetlenmis cenelerin
agarmis dudaklarin
unutulmus cigliklarin ustune
kederlerin, yaslarin, sevinclerin
ve herseyin ustune bir gul islenecek.

bir ruzgar, bir firtina gibi esecek gul
yillarca esecek belki
ve ansizin dunyamizi gorecegiz bir sabah
gorecegiz ki
biz dunyamizi gercekten gormemisiz daha
geceyi, gunduzu, yildizlari
gormemisiz hic
tanismaya komamislar bizi guzelim dunyamizla.

oyleyse dostlar birakin bu yalnizliklari
bu umutsuzluklari birakin kardesler
goreceksiniz nasil
guller guller guller dolusu
nasil gul kokacagiz birlikte
amansiz, acimasiz kokacagiz
dayanilmaz kokacagiz nefes nefese.

Edip Cansever

Hiç yorum yok: