2/09/2006

Siir Hakkinda Bazi Dusunceler

Siir Hakkinda Bazi Dusunceler
Ahmet Hasim

Biz bu satirlarda, siirde anlam ve acikligin ne degerde seyler oldugu hakkinda kendi degerlendirme va kanilarimizi soylemekle yetinecegiz.

Her seyden once sunu itiraf edelim ki siirde anlamdan ne kastedildigini bilmiyoruz. Dusunce dedikleri bayagi yorumlar yigini mi, oyku mu, uyakli yazi mi ve aciklik, bunlarin siradan akillarca anlasilmasi mi demektir? Siir icin bunlari zorunlu varsayanlar, siiri tarih, felsefe, soylev ve guzel konusma gibi bir suru soz sanatlariyla karistiranlar ve onu asil gorunus ve belirtilerinden secip taniyamayanlardir.

Oysa ki sair, ne bir gerceklik habercisi, ne guzel konusma yapan bir insan, ne de bir kanun koyucudur. Sairin dili duzyazi gibi anlasilmak icin degil, fakat duyulmak uzere olusmus, muzik ile soz arasinda, sozden cok muzige yakin, kurgulanmis bir dildir. Duzyazida bicemin olusumu icin zorunlu olan ogelerin hicbiri siir icin sozkonusu olamaz. Siir ve duzyazi, bu bakimdan, birdigeriyle yakinlik ve ilgisi olmayan, ayri yapilardir. Duzyaziyi doguran akil ve mantik, siiri ise bilinc bolgeleri disinda, gizem ve bilinmezlerin geceleri icine gomulmus, yalniz aydin sularinin isiklari, ara sira icyasamin ufkuna yansiyan kutsal ve isimsiz kaynaktir.

Siirin soz ve davranislarini taklide ozenen bir duzyazinin sahteligine, ancak duzyazinin aciklik ve anlasilirligini egretileyen golgesiz bir siirin huzunlu ciplakligi erisebilir. Denebilir ki siir, duzyaziya cevrilmesi olanakli olmayan kosuktur.

Siirde her seyden once onemli olan sozcuklerin anlami degil, tumcedeki soylenis degeridir. Sairin hedefi, her sozcugun tumcedeki yerini, diger sozcuklerle olacak baglanti ve karsilasmalardan ve gizemli birlikteliklerden olusmus, tatli, mahrem, ucucu veya sert sese gore belirlenmis ve farklilastirilmis tumce uyumlarini, dizenin genel gidisine bagli kilarak, kaydirilmis ve akiskan, karanlik veya isikli, agir veya hizli duygulara, sozcuklerin anlami otesinde, dizenin muzik kaydirmalarindan sinirsiz ve etkili bir anlatim bulmaktir.

Sozcuk donusumleri ve uyum kaygilari arasinda anlam gunes tutulmasina ugrarsa ruh onu uyumun tadiyla yerine koyar. Aslinda anlam uyumun kulaga uflenmesinden baska nedir? Siirde konu, sair icin ancak mirildanma ve duslemelere bir gerekcedir.

Bu tanimin disinda hicbir siir yoktur. Boyle olmadigi iddia edilebilecek bir siir varsa o siir degildir ve ona siir diyenler ancak yabancilardir.

Siirin bir ortak dil olmasini isteyenlerin bos hayaline gerceklesme olanagi dilemekle birlikte, simdiye kadar hicbir buyuk sairin, sinirli bir insan katmani disinda anlasilmis oldugu iddia edilemeyecegi kanisindayiz.

Abartilmaksizin denilebilir ki, herkesin anlayabilecegi siir, yalniz basit sairlerin isidir. Buyuk siirlerin girisleri, tunc kanatli saglamlastirilmis sehir kapilari gibi, simsiki kapalidir, her el o kapilari itemez ve o kapilar bazan yuzyillarca insanlara kapali durur.

Sairin anlamli olmaktan once daha nice kaygilari vardir ki, onlara oranla anlam ve aciklik, siirin ancak bilgi sahibi olmayana gore kurulmus dis yuzunu ve ceperini olusturur.

Yine de bir dakika icin siirde acikligin geregi kabul edilse bile, once acikligin ne demek oldugunu anlamak gerekir. Hangi turlu zekanin anlayisi acikliga olcek kabul edilmeli? Birisi icin acik olan bir siirin diger birisi icin de oyle olmasi hic de gerekmez. Zekalar vardir ki evrenin ortasina atilmis sonuk aynalardir. Bunlarin anlamadigi yalniz su veya bu siir degildir; siki bilinmezlik ormanlari bunlarin zekalarini ve ruhlarini her taraftan cevirir. Geceler icinde yanan bir ates gibi, tepede durana belli olan bir anlamin, ucurumdakine gecersiz olmasi kadar zorunlu ne olabilir? Sair genel dilden ayrilmis, tumceleri yeni anlamlarla zenginlesmis, her harfi yeni uyumlarla taninan, tutum ve edasi baska bir olcege gore duzenlenmis, duygu, renk ve dusle dolu kisisel bir dilcik yarattigi andan baslayarak yapitinin acikligi okuyucuya gore donusmeye baslar. Cunku aciklik, yapita ait oldugu kadar okuyucunun da zeka ve ruhuna iliskin bir sorundur En guzel siirler anlamlarini okuyucunun ruhundan alan siirlerdir.

Kisacasi siir kendisine gokten yazi inmislerin sozleri gibi, cesitli yorumlamalara uygun bir genislik ve kapsama sahip olmali. Bir siirin anlami diger bir anlam olmaga uygun oldukca, her okuyan ona kendi yasaminin anlamini yukleyebilir ve boylece siir, sairle insanlar arasinda ortak bir duygu dili olmak pyesini elde edebilir. En zengin, en derin ve en etkili siir, herkesin istedigi gibi anlayacagi ve bundan dolayi ucsuz bucaksiz duyarliliklari icine sigdiracak bir genisligi olandir. Sinirli ve tek basina bir anlamin cemberi icinde sikisip kalan siir, o belirsiz ve akiskan, siniri insan duyuslarinin kaynastigi yeri ceviren siirin yaninda nedir?

Gunumuz Turkcesine ceviren: Gokhan Sayram

Hiç yorum yok: